Turing’den Günümüze
Yapay zeka, günümüzde yalnızca teknolojik gelişmelerin değil aynı zamanda ekonomik, kültürel ve sosyolojik dönüşümlerin de merkezinde yer alıyor ve artık hayatımızın bir parçası olmuş durumda. Ancak bu güçlü teknolojinin temelleri, yaklaşık 70 yıl önce, soyut bir soru ile atıldı. İngiliz matematikçi ve mantıkçı Alan Turing’in 1950 yılında ortaya koyduğu “Makineler düşünebilir mi?” sorusu, yapay zeka fikrinin başlangıcı olarak kabul edilir. Turing, insan ve makine arasında ayrım yapılamayacak bir iletişim ortamı yaratıldığında, makinenin “düşünebiliyor” sayılabileceğini öne sürmüştür. Bu ölçüt günümüzde bile hâlâ geçerliliğini ve tartışmasını koruyan “Turing Testi” olarak bilinir.

Görsel: AI Trends
1956 Yılı: Yapay Zekanın Doğumu
Turing’in bu fikrinden altı yıl sonra, 1956 yılında ABD’nin Hannover kentinde düzenlenen bilimsel bir seminerde “yapay zeka” terimi ilk kez kamuoyuna tanıtıldı. John McCarthy, Marvin Minsky, Nathaniel Rochester ve Claude Shannon gibi öncü bilim insanlarının katkısıyla yapılan bu etkinlik, yapay zekayı akademik bir disiplin hâline getirdi. İlginçtir ki, “yapay zeka” terimi en başta dikkat çekmek için ortaya atılmıştı ancak zamanla teknoloji dünyasının en kalıcı kavramlarından biri oldu.
Bu yıllardan sonra yapay zeka araştırmaları yoğun şekilde devam etti ancak beklentilerin hızla yükselmesi, teknolojik altyapının bu tempoya ayak uyduramaması nedeniyle 1970’li yıllarda bir duraklama yaşandı. Bu dönem, literatürde “yapay zeka kışı” olarak adlandırılır. 1980’lerde ise uzman sistemlerin ortaya çıkmasıyla alanda yeniden bir canlanma yaşandı. Özellikle tıp, mühendislik ve finans gibi sektörlerde uygulanan bu sistemler, yapay zekânın somut katkılar sunabileceğini gösterdi.
Yapay Zeka Dünya Satranç Şampiyonunu Yendi
Yapay zekanın geniş kitlelerce tanınmasına yol açan en sembolik olaylardan biri, IBM’in geliştirdiği “Deep Blue” isimli satranç bilgisayarının dünya şampiyonu Garry Kasparov’u mağlup etmesidir. 11 Mayıs 1997’de gerçekleşen bu tarihi karşılaşma, yalnızca bir zafer değil; aynı zamanda insan zekasıyla makine zekasının sınırlarını sorgulatan bir dönüm noktasıydı. Kasparov’un maç sırasında insan müdahalesi şüphesiyle yaptığı itiraz da, yapay zekânın etik sınırlarını tartışmaya açtı.

Garry Kasparov Deep Blue’ya karşı | Fotoğraf: Evrim Ağacı
2000’li yıllarda internetin yaygınlaşması ve veri hacminin artması, makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi yöntemlerin gelişmesine olanak sağladı. Özellikle 2012 yılında geliştirilen AlexNet modeli, görüntü tanıma yarışmalarında büyük bir başarı elde etti. Bu gelişme, derin öğrenmenin gücünü gözler önüne sererken; günümüzde kullanılan birçok yapay zeka altyapısının da temelini oluşturdu.
“Üretken Yapay Zeka”
Bugün geldiğimiz noktada, yapay zeka yalnızca hesaplama değil; içerik üretme, yorum yapma, analiz etme, görsel oluşturma, video oluşturma gibi yaratıcı süreçlerin de merkezinde. “Üretken yapay zeka” kavramı, ChatGPT gibi metin tabanlı modellerden görsel üreten sistemlere kadar birçok alanda hayatımıza entegre oldu. 2023 yılı Ekim ayında %83 olan üretken yapay zeka kullanım oranı, 2024’te %87’ye yükseldi. Her 10 şirketten 9’unun bu teknolojiyi kullandığı, kalanların da pilot projelere başladığı belirtiliyor.
Kapak Fotoğrafı: Medium
